Gülseren Budayıcıoğlu Madalyonun İçi Özeti Konusu ve Yorumu

Güncelleme tarihi: 30 Haz

Gülseren Budayıcıoğlu Kimdir ?

Gülseren Budayıcıoğlu , Hacettepe Tıp Fakültesi Mezunu Profesör , yazar ve sunucu. Gülseren Budayıcıoğlu yazarlık kariyerine Madalyonun İçi kitabıyla başlamıştır. Madalyonun İçi'nde Budayıcıoğlu ,muayeneler ve psikoterapi seanslarında dinlediği hastalarının hayat öykülerini edebi bir havaya sokarak yazıya dökmüştür. Bunu yaparken nitelikli bir psikiyatr doktoru olmanın verdiği yetkinlikle Budayıcıoğlu, Türk İnsanına her gün televizyonlarda aradığı kaosu ve dramı bir de okuyarak zerk etmek istemiş . Hoş sonra televizyonlara da konu oldu tabii(!).

Gülseren Budayıcıoğlu'nun yazarlık ve doktorluk gibi yönlerine odaklanacağımız bu yazıda yeri geldi mi eleştireceğiz yeri geldi mi de takdir edeceğiz .


Madalyonun İçi Özeti ve Yorum

Psikolojik problemlerin yaygınlaştığı ve daha da gün yüzüne çıktığı günümüzde, ülkemiz içinde psikolojik destek almak ve bunun sürdürülebilirliğini sağlamak oldukça zor . Devlet Hastanelerinde karşılaştığımız doktorlar bizi yaşadıklarımızdan daha beteriyle odadan ayrılmamıza sebebiyet verirken ; özel bir kliniğe gitmeye kalkıştığımızdaysa cebimizi yakan fiyatlar işin sürdürülebilirliğini zora sürüyor .

İşte Gülseren Budayıcıoğlu da bundan dert yanıyor kitabının ön sözünde ! Bunun sonucunda Gülseren Budayıcıoğlu, psikolojik destek ve her türlü tedavi çeşidini ülkemiz için daha ulaşılabilir kılmak yerine ; kendisine gelen hastaların hikayelerini dramatize ederek Türk milletinin kendisini böyle arayıp bulmasını istiyor . Sanırım sadece daha da kaybolmamızı istiyor .


Gülseren Budayıcıoğlu Madalyonun İçi Konusu yorumu ve özeti


Gülseren Budayıcıoğlu Neden Madalyonun İçi'ni Kaleme Alıyor ?

"Beni yazmaya en çok teşvik eden sevgili hastalarım oldu. Bana adeta yazmamı istedikleri kitabın tanımını yaptılar. "Bilimsel dil istemiyoruz, roman gibi, hikaye gibi, burada anlatılanları, konuşulanları, hissedilenleri ve sonrasını yazın." dediler hepsi. Üniversite mezunu, meslek sahibi, eğitimli, kültürlü kesim kadar, belki ilkokula bile gidememiş ama bu konuyu merak eden, kendini ve sorunlarını bu kitaplarda arayan hastalarım istiyordu bunu benden."


"Çok daha soyut bir iş yapıyoruz. Psikoterapi iki insan arasında kurulan sıcak ve yakın ilişki biçimidir. Terapist bir yandan hastasını ve onun sorunlarını anlamaya çalışırken, bir yandan da onun yaşamına girmek, etkilemek ve etkilenmek durumundadır. Yani bu ikili bir süreçtir ve terapisti de en az hastası kadar zorlar. " 

Diyor Gülseren Budayıcıoğlu. Bu satırları neden Madalyonun İçi'ni kaleme aldığını açıklamak için yazıyor. Kendi satırlarıyla da bu tedavi sürecinin ne kadar sancılı zor ve emek istediğinden, hatta yeri geldi mi kendisinin bile zorlandığından bahsetse de; insanlara, başka psikolojik sorunları olan hastaların öykülerini anlatmakta hiçbir sakınca görmüyor. Bu öykülerin, okuyanlar üzerinde tedavi edici bir etkisinin olmasının ya da okuyucunun kendini bulmasının ötesinde insanları belki de daha da "hastalık hastası" yapmaya yönelttiğini düşünüyorum. Aynı şekilde böyle hastaların öykülerini doktorların perspektifinden duymak anlamak isteseler de; doktorların yükümlülüklerinden biri olan "Asla zarar verme" ilkesini çok kolay bir şekilde suistimal ediyor. Kendisinin de dediği gibi böyle zorlu bir süreç başka hastaların hayat hikayelerine dayandırılarak yönlendirilemez. Dünya da ne kadar insan varsa bir o kadar farklı hayat hikayesi bir o kadar farklı problem vardır.

Şarlatan Medya'dan Ne Farkı Kalır ?

Çoğumuzun hayatının bir döneminde yaşadığı problemi araştırırken sözde gazetelerin sitelerine düştüğü olmuştur. Emin olun bu kitap da sizin üzerinizde farklı bir etki bırakmaz. Başınız ağrıyorken kanser ayrılabilirsiniz.

Madalyonun İçi Edebi Değeri

Kitapta hastaların öyküleri inanılmaz bir dilde kaleme alınıyor. Gülseren Budayıcıoğlu'nun gerçekten güçlü bir kalemi var. Böyle önemli bir konuda bir eser yazılmış olmasa dramatik açıdan da çok etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Belki de dramatik olarak bu kadar etkileyici olmasının sebebi olayların gerçeklerden uyarlanmış olmasında saklıdır.

Her ne kadar kalemi güçlü olsa da bazı konulardaki görüşlerinin çok sığ olduğunu söyleyebilirim . Bunlardan birini alıntılıyorum:

"Sanki tek ayağının üstünde sekerek gitti Jale. Sevinçten ve mutluluktan uçuyordu. Şu kadınlar ne garip mahluklar. Duygusal durumları ne kadar çabuk değişebiliyor. Küçücük şeylerden nasıl da hemen etkileniveriyorlar. Bir anda dünyanın en mutsuz en kederli , en suçlu insanı iken, nasıl da kolayca gökyüzünün en üst katına çıkabiliyorlar. Sevgileri, tutkuları uğruna neleri göze alabiliyorlar. Onlar için yaşamın temel şartı sevilmek. Aşkla tutkuyla sonsuza kadar sevilmek ve asla vazgeçilmemek. Her şeyi affedebilirler ama sevilmemeyi asla.
Sevgisiz bir dünyada kadınlara yer yok. Bir kadın olarak onları ne kadar iyi anlıyorum bilseniz. Kadınlar var olmaya devam ettikçe dünyanızdan sevgi hiç eksik olmayacak. Canları, kanları pahasına bile olsa...

Kadınları bu kadar aciz ve sevgi için aşk için kendi feda edebileceğine dair bu sözler, her ne kadar kulağa romantik gelse de kadın-erkek eşitliğine dair çoğu şeyi göz ardı ediyor. Ve en temelinde adeta kadına şiddeti, kadın sevip katlandığı sürece gayet normal bir şeymiş gibi gösteriyor.

Yine de Gülseren Budayıcıoğlu kalemi kuvvetli bir yazar olduğu gerçeği yadsınamaz.


Madalyonun İçi'ni Okumalı mısınız ?

Herhangi bir kitabı kimseye okumamasını söyleyecek kadar kibirli bir insan değilim. Hatta tam tersi sevmediğimiz, görüşlerine ters düştüğümüz yazarların kitaplarını da okuyup onları da anlamaya çalışırsak Dünya daha güzel bir yer olabilir.

Ama ben Gülseren Budayıcıoğlu'nun bu kitabı yazma amacı hakkında söyledikleriyle kitabın içeriğinin birbirleriyle bağlantılı olmadığını düşünüyorum. Ki gerçek hayatta yüzeysel bir şekilde yaptıklarına da göz atarsak(Madalyon Kliniği, Dizilere uyarlanan kitapları) pek de kimseye yardımcı olmak gibi bir derdinin olduğunu sanmıyorum.


Gülseren Budayıcıoğlu Yerine Ne Okuyabilirim ?

Psikolojik olarak kendini iyileştirmek isteyenler, Gülseren Budayıcıoğlu gibi demagoji yoluyla travmaları anlatan yazarlar yerine :

  1. Nihan Kaya

  2. Lindsay C. Gibson

  3. Alice Miller

  4. ve Sola Unitas yayınlarının kitaplarına göz atabilirler.

Kitap Ölçer Puanım: 4.7








67 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör