top of page

KAZUO ISHIGURO'DAN GÜNDEN KALANLAR

Güncelleme tarihi: 2 Eyl 2021

“...neden Bay Stevens , neden , neden hep olduğunuzdan başka türlü görünmek zorundasınız ?”

Günden Kalanlar , Kazuo Ishiguro tarafından 1989’da kaleme alındı. “Man Booker Prize “ ödülüne sayısız kez aday gösterilen Kazuo Ishiguro “Günden Kalanlar” romanıyla ödüle layık görüldü. Ardından 1993 yılında James Ivory tarafından “Günden Kalanlar” romanı aynı isimle filme uyarlandı.


Kazuo Ishiguro Günden Kalanlar



“Günden Kalanlar, İngiliz malikanelerinden birinin baş uşağı olan Stevens’ın hayatını ,Stevens’ın kendi gözlerinden bizlere anlatıyor. Stevens Amerikalı yeni iş vereninin izniyle çıktığı bir yolculukta bizleri de kendiyle birlikte sürüklerken, gezintisi sırasında daldığı anılarına da bizleri davet ediyor. Anıların içinde dolaşırken Stevens’ın, anılarda hapsolmuş duygularını görüyoruz. Görmekten öte Stevens yerine biz hissediyoruz. Görüyoruz ki Stevens kendi idealleri ve takıntıları uğruna tüm duygularını sineye çekmiş. Yıllarca bastırılmış duyguların, kelimeler arasından kendilerini ifade etmek uğruna bağır çağır bizlere ulaştığına şahit oluyoruz. Ve burada daha garip ve Kazuo Ishiguro için takdire şayan olanı, “Bu satırların hiçbirinde işlenmemiş ve asla geçmemiş olan duyguları hissediyor olmamız.”


Kitabı bitirdikten sonra kafamı toparladığım anda yazdığım satırlar bunlardı. Okuduğum kitapların her birinde işlenmiş karakterlerin yazarın hayatından bir kesite ışık tuttuğuna inanırım hep. Ya şahit olduğu ve empati yapmaktan alıkoyamadığı bir olaya, ya da bizzat kendi hayatından bir kesite… Burada da aynı şeyi kitabımızın kahramanı Stevens ve yazarımız Kazuo Ishiguro arasında var olan bağ ile görüyorum. Ya da görmekten ziyade inanıyorum diyebilirim.


Kazuo Ishiguro Günden Kalanlar


BASTIRILMIŞ DUYGULAR

Stevens ve babasının ilişkisine kitapta çok az bir süre değinilse bile değinilen az bir satırda bile aralarındaki ilişkinin ne kadar kabız olduğunu gözler önüne seriyor. Stevens için sadece babasıyla değil işi dışında tüm ilişkilerinde duygularını ifade etmekten ne kadar aciz olduğunu görüyoruz.

Bu acizlik onu hem kendisi hem de malikanenin müdiresi Kenton Hanım için, yaşanabilecek sevgi dolu yıllara dair tüm olasılıkları sıfırlıyor. Bastırdığımız duygularımız ve davranışlarımızın, geleceğe dair birçok kapıyı bizim yerimize nasıl kapatabileceğini Stevens üzerinden bizzat şahit oluyoruz .


Görevine olan bağlılığı ve takıntılı hayat tarzı

Stevens, görevine bağlılığı ve kendi koyduğu kuralların oluşturduğu sınırlar içerisinde kendisine güvenli denilebilecek bir hayat oluşturmuştu. Ve bu hayat onun için bir nevi malikanenin sınırlarından ibaretti. Tatil dolayısıyla malikaneyi terk ettiği anlar bile Stevens için çok zor oldu :

“Ağaçların sık yaprakları yüzünden aşağısını göremiyordum. Darlington Malikanesi’ni artık gerçekten geride bıraktığım duygusu gelip geçti içimden ; itiraf edeyim hafif bir ürküntü duydum ; belki de doğru yoldan gitmediğim büsbütün yanlış bir yönde, hızla ıssızlığa doğru ilerlediğim duygusuyla artan bir ürküntü. "

Kazuo Ishiguro Günden Kalanlar

Bu satırları paylaşıyorum çünkü her birimiz bu durumun bir benzerini kendi hayatlarımızda yaşıyoruz gibi. Biraz mecazi yaklaşacak olursam : “Her birimiz hayatımızın bir döneminde yol ayrımında buluruz kendimizi. Bu yol ayrımlarında genellikle rahat olan yola yatkınlığımız, bizleri günün sonunda genellikle bir yerlere ulaştırmaz. Ama elimizdekileri de kaybetmemiş oluruz. Diğer zorlu yolsa her ne kadar merak etsek de gitmeye o kadar korkarız ki ; korkumuzu bastırıp farklı duygular ortaya çıkarmak için düşüncelere dalarız. Yani kendi bahanelerimize… Korkumuzu haklı çıkarmaya o kadar takıntılıyızdır k