Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyor


21. Yüzyılda, teknolojinin geldiği bu noktada gün içerisinde bizlere her yerden bildirimler, bilgiler ve haberler yağıyor. Bu bildirim çılgınlığına maruz kalmadan kendimizi tam anlamıyla soyutlayarak yaşamamız pek de mümkün değil. Belki kontrol altında tutabiliriz ama tam anlamıyla soyutlayamayız. Çünkü bir şekilde hayatımızı kolaylaştırmasına ve toplum içerisine adapte olabilmek için bu araçlara mecburuz. Yani kısaca; zamanın hızına ayak uydurabilmek için bu araçların varlığına mecburuz.


Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyorlar

Gelinen Nokta

Bundan belki de bir yüzyıl öncesinde haberlerin yayılmasında öncelikli araç gazetelerdi. O zamanlar gazetelerle, dünyanın geri kalan kısmından haberdar olabilmeniz için hiç değilse birkaç gün geçmesi gerekiyordu. Haber kaynaklarının azlığı ve yavaşlığı kontrolü ve manipülasyonu kolaylaştırsa da insan psikolojisinin bu süreçte yanıltıcı bir faktör olarak büyük firmalar ve politikacıların ellerinde kullanılması zordu. Geçen yüzyılda psikolojide yapılan, zihnin işleyişine dair süreçlerin keşfi ve aynı şekilde gelişen teknolojiyle beraber bir mesajı yayıp tekrarlamanın kolaylığı da bir o kadar arttı. Her ne kadar teknolojinin gelişmesi ve yapılan bilimsel keşifler bizleri ileriye taşısa da; yanlış insanların elinde çok büyük birer silah olabiliyorlar. O yüzden gün içerisinde maruz kaldığımız bir çok minik bildirim, hayatın koşuşturmacasında kaybolsa da etkileri o kadar minik olmayabilir. Bu yüzden bu sürecin işleyişine dair az da olsa bir farkındalık yaratabilmek önemli görünüyor. Şimdi size politikacıların ve büyük şirketlerin insan psikolojisini ve zihnin işleyişini nasıl istedikleri gibi manipüle ettiklerinden ve bizleri nasıl kandırdıklarından bahsedeceğim.


Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Nasıl Kandırıyorlar



Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyorlar

Zihnin İşleyişindeki Sistemler


Daniel Kahneman’a göre zihnin işleyişinde söz sahibi olan iki sistem var. 1. sistem, bir durum karşısında, geçmiş deneyimlerinizden edindiğiniz tecrübelerin sonucunda sezgisel olarak aklınıza gelen ilk yanıttır. 1. Sistem, anlık aldığınız kararlarda etkilidir. Edindiğiniz tecrübeler sonucu 1. sisteminize işlenen bilgilerin yanlış olma ihtimali yüksektir. 2. sisteminizse dikkat ve çaba isteyen görevlerde kontrolü eline alır. 2. sistemin kontrolü eline alması ekstra çaba ve dikkati de beraberinde getirir. 27x32’nin sonucunu bulmaya çalıştığınızda ya da ilk defa araba sürmeyi öğrendiğinizde kontrol 2. sisteminizdedir. Ancak bir süre sonra araba sürmek sizin için olağan bir eylem haline geldiğinde kontrolü 1. sisteminize bırakır. Çünkü kontrolün devamlı 2. sistemde olması dikkat ve çaba gerektirir. Ancak sahip olduğumuz dikkat ve çabanın da bir sınırı vardır.



Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyorlar

2.Sistemi kullanmak Depar Atmaya Benzer. Bir Noktada Tükenirsiniz.

2. sistemin kullanılması bir özdenetim mekanizması gerektirir. Ve bu özdenetim mekanizması aşırı yüklendiğinde ego tükenmesiyle karşılaşabilirsiniz.

Bunun belirtileri;

-Verilen diyetten sapma

-Anlık dürtülerle yapılan alışverişlerde aşırı para harcama

-Mantıksal karar alımında kötü performans gösterme gibi sonuçlar doğurabilir. 2. sisteminizin de bir enerji deposu vardır. Bu depoyu akıllıca kullanın.


2. Sisteminiz Tembeldir

Aşağıdaki bilmeceyi olabildiğince hızlı bir şekilde yanıtlamaya çalışın:


Bir beysbol sopası ve topun fiyatı 1 dolar 10 cent’tir. 
Sopa toptan 1 dolar daha pahalıysa 
Topun fiyatı nedir? 

Cevabınız 10 cent mi? Biliyorum akla direkt 10 cent cevabı geliyor. Ama öyle bir durumda Toplam fiyat 1 dolar 20 cent olur. Bu yüzden cevap 5 cent’tir.

Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, bu bilmece sorularak verilen cevaplar araştırılmış. Öğrencilerin yaklaşık %80’i cevabı 10 cent olarak vermiştir. Basit bir kontrolle doğru cevap bulunabilecekken çoğu kişide 2. sistem çalışmayı reddetmiştir.


İkinci sistemin toplumun çoğunluğunda kontrolü ele almayı reddetmesi, bireyleri özdenetim mekanizması zayıf bir şekilde firmaların elinde birer kar aracına dönüştürüyor.

Mesela bu duruma basit bir örnek verecek olursak:


Macdonalds ya da Burger King gibi fast food restoranlarında duyduğunuz “Sadece 1 lira farkla daha büyük boy patates kızartması ister misiniz?”  gibi sorularla ihtiyacımız yokken daha büyük boy alma eğiliminde oluyoruz. Çünkü sırada bekliyoruz, hızlıca karar vermemiz gerekiyor ve sadece 1 lira farktan ne olacak diye düşünüyoruz. Özdenetim mekanizması kendini devreye sokup daha büyük boya ihtiyacım yok diyemiyor.

Ya da;



Küçük boy: 20TL (300ml) 
Orta Boy: 28TL (750ml)  
Büyük Boy: 30Tl (1litre)  
İhtiyacınız olan orta boyken sizce hangisini almaya meyilli olursunuz? Büyük boy mu orta boy mu?  

Ya da ;


Bir markette gördüğünüz “kısa süreliğine 15.99tl yerine sadece 8.99tl!” gibi bir etikette sorgulamadan harekete geçme ihtimalimiz çok yüksek.Kısa süreliğine” denilerek  hızlı karar vermeniz gerekiyormuş gibi bir etki yaratılarak 2. sistem devre dışı bırakılıyor. Ardından çok büyük bir indirim yapmışlar gibi neredeyse yarı fiyatına ürünü koyarak cazip hale getiriyorlar. Oysa başka bir markete gidip baksanız ürünü yine 8.99’a ya da daha ucuza bulabilirsiniz. Ama sizi harekete geçirmek için geç kalıyorsunuz hissi uyandırmaya çalışıyorlar.  

Sosyal Medyanın Zaten Zayıf Olan Özdenetim Mekanizmasını Yıkması

Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyorlar

Gün içerisinde sahip olduğunuz dikkat ve eforun belli bir sınırı olduğundan bahsettik. Zaten sınırlı olan "dikkatinizi" telefon elinizdeyken devamlı kaydırarak devamlı yeni bildirimleri, yeni postları veya yeni trendleri takip etmeye çalışarak yıkıyorsunuz. Sosyal medya algoritmaları beğendiğiniz; hoşunuza giden şeylerin benzerlerini devamlı ardı ardına karşınıza koyuyor. Sosyal medyada uzun süre kaybolmak dikkat ve eforunuzu hiç uğruna harcamanıza neden oluyor. Instagram, Facebook, Twitter gibi kuruluşlar sizin dikkatinizle para kazanırken, tükenmiş egonuz ve dikkatinizle sizi bir şeyler satın almaya iterek bu tükettikleri egonuzu ve dikkatinizi tekrardan yerine koyacakları yanılsamasını oluşturuyorlar. Ve sizi kısa süreliğine daha iyi hissettirecek ve çark içinde yerinizi almanızı sağlayacak ürünleri size satıyorlar.


Bu Düzenden Sıkıldınız mı? Ayda Sadece 29.90'a Bu Düzenden Kurtulabilirsiniz!


Politikacılar ve Büyük Şirketler Sizi Böyle Kandırıyorlar

Devamlı karşınıza çıkardıkları ürün yerleştirmeler ve reklamlarla sınırlı olan dikkatinizi tüketiyorlar. Tükenmiş egonuz ve dikkatinizle kötü hissediyorsunuz. Bu kötü hislerden kurtulmak için kendinizi kısa süreliğine iyi hissettirecek dürtüsel alışverişlerle sizi çark içerisinde tekrar deşarj ederek her şeyi baştan alıyorlar. Eğer bu sistemin farkına vardınız ya da devamlı karşınıza çıkan reklamlardan ve ürünlerden sıkıldıysanız “Ayda sadece 29.90’a tüm reklamlardan kurtulun!” gibi kampanyalarla sizi tekrardan çark içerisinde tüketime davet ediyorlar. Sistemin işleyişi ve şirketlerin kar düzenini devam ettirebilmesi için bu süreçlerin gerekli olduğunu biliyorum. Dikkat çekmeye çalıştığım nokta, sistemin sizi kontrol altına alması ya da sizin sistemi kontrol altında tutabilmeniz arasında çok ince bir çizgi olduğudur. Ve bu çizginin öteki tarafına çok rahat bir şekilde, farkında olmadan geçebiliyoruz. Benim niyetim bu çizginin farkında olabilmenizi sağlamak.



14 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör