top of page

Orhan Pamuk Veba Geceleri Konusu Özeti ve Analizi

Güncelleme tarihi: 10 Oca


Orhan Pamuk Veba Geceleri Konusu


Veba geceleri Orhan Pamuk’un Mart 2021’de Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan kitabı. Veba Geceleri, Orhan Pamuk için temeli 1980 yıllarında atılmaya başlanmış ve günümüze kadar şekillenip gelişerek gelmiş. Bu süreç boyunca kitabın geçtiği hayali Minger Adası, her ayrıntısıyla tasarlanırken “Veba Geceleri” nin geçtiği dönemin (1901) tarihine dair Orhan Pamuk’un yaptığı tarihi okumalar ve günümüz pandemi şartlarına dayalı gözlemleri eşsiz bir şekilde harmanlanmış diyebilirim .

Sıfırdan bir evren yaratmak yerine var olan dünya tarihine kurgusal bir alan açmak ve bu küçük alanda Doğu-Batı insanlarının farklılıklarını, Türk - Müslümanların kaderci hayat anlayışlarını hikayenin içine sıkıştırmak ve alttan alta günümüz hükümetini eleştirmek takdire şayan diyebilirim. Yine de olayların ilerleyişinde bazı noktalarda kurgusal kabızlık yaşanmış gibi geldi. Bu yüzden bazı kısımları aşırı zorlamaymış gibi hissettim. Özellikle Minger Milliyetçiliği üzerine odaklanan bölümlerinde .




Veba Geceleri Konusu


Orhan Pamuk Veba Geceleri Konusu

“1901 yılında Girit civarında küçük bir Osmanlı adası olan Minger'de yaşanan bir veba salgınını anlatıyor. Adanın valisi Sami Paşa ve sevgilisi Marika , genç bir Osmanlı subayı olan kolağası Kamil ve adalı sevgilisi Zeynep romanın 4 kahramanı. Bir de olayları İstanbul'daki ablasına mektuplarla anlatan tahttan indirilmiş padişah V. Murat’ın kızı Pakize sultan ve kocası Doktor Nuriyi anlatıyor . “

Orhan Pamuk Veba Geceleri Ne Anlatıyor?

Kitabın konusuna dair kısa bir özeti direk Orhan Pamuk’un kendi ağzından vermek istedim. Kitaptaki kahramanların çoğu kurgusal ve günümüzden 120 yıl öncesini anlatıyor olsa bile kahramanların çoğunda günümüzden birer parça buluyorsunuz. Bu durum günümüzün ve geçmişin harmanlanmasından mı yoksa bizlerin olaylara bakış açımızı değiştirmemesinden mi kaynaklandığını bilmiyorum . Bu konuda Orhan Pamuk bir röpartajında şunları söylüyor :

“Günümüze siyasi gönderme yapmaktan çekinmedim. Ama asıl niyetim bu değildi. 35 yıl düşündüğünüz bir romanın dengesini hükümeti eleştirmek için bozmak istemezsiniz. Eğer böyle ayrıntılar varsa (Veba Geceleri’nde günümüze yapılan göndermelerden bahsediyor) bu belki de ; milliyetçilik, laiklik, siyasal İslam, düşünce özgürlüğü, azınlıklar gibi konularda hep aynı tepkileri vermiş ve hep aynı hataları yapmamızdan kaynaklıdır bence. “


“Kiliseler salgından sonra her zamankinden biraz daha tenhaydı. Camilerde ise her zamankinden daha çok insan vardı. Cenaze namazları da aşırı kalabalık oluyordu.

Kitabı okurken beni her seferinde umutsuzluğa düşüren bir konuydu bu . Ve şahsen böyle problemleri diğer milletlere göre daha ağır yaşamamızın sebebinin İslamiyet ve İslamiyet’in yanlış anlaşılmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum . İnsanlar beş vakit namazda okudukları duaların çoğunun anlamını bile bilmiyorlar. Kendilerine inen kutsal kitabın İslamiyet içinde değişmeden günümüze gelen tek şey olduğuna inanıyorlar. Ama nedense Müslümanların çoğu Kuran’ı anlayıp kendileri karar vermek yerine başkalarının kendileri adına okuyup karar verip onlara sadece uygulama kısmının kalmasını istiyorlar. Bunun sonucunda sözde dini liderler, şeyhler, hacılar, hocalar kendi istek ve iradelerine göre halkı manipüle ediyorlar. Üstüne kendi kararlarını Allah’ın kararlarıymış gibi lanse ederek sorgulanamaz bir hale sokuyorlar. Bunun sonucunda insanlara düşünmek, soru sormak, sorgulamak gibi basit eylemler bile günah ve şeytanın işiymiş gibi geliyor. Böyle durumlara Veba Geceleri’nde de şahit oluyoruz . Vebaya karşı okunmuş muskalar dualar … İşin üzücü yanı buna 21. Yüzyılda hala şahit oluyor olmamız .


“Mesela bir keresinde Vali Paşa arasının iyi olduğu Rum gazetesi Neo Nsi’ye verdiği bir röportajda köylerine çeşme yaptıran bazı hacılardan söz ederken “Fakir hacılar” ifadesini sarf etmiş, bu da aleyhine kullanılmıştı. As