Stefan Zweig Kitaplarından Bir Çöküşün Öyküsü/Bi' Kahvelik Kitap Önerileri



Bi’ kahvelik kitap önerileri kategorimizde bugün, Stefan Zweig’ın kaleme aldığı “Bir Çöküşün Öyküsü” kitabını inceleyeceğiz. Ve umudumuzdur ki bu inceleme sonunda Bir Çöküşün Öyküsü üzerine sizleri meraklandırıp okumaya teşvik edeceğiz.

Stefan Zweig Bir Çöküşün Öyküsü konusu özeti analizi eleştirisi kitap önerileri

Bi’ kahvelik kitap önerilerimiz, düzenli okuma alışkanlığı kazanmak isteyip başlamaktan gözü korkanlar ya da kısa bir süre de olsa kitap okumak ve güzel vakit geçirmek isteyenler için birebir diyebiliriz.

introbookverts yazarları olarak kendi hayatımızın yoğun bir döneminden geçiyoruz. Bundan dolayı uzun bir olay örgüsünü zamana yayarak ne okuduğumuzu unutmamak adına biz de bu dönemde “bi’ kahvelik kitaplar” kategorimize renk katmak istedik.

Stefan Zweig Kitapları


Stefan Zweig’ın eserlerinin geçtiği atmosfer bana hep biraz bohem gelmiştir. Şu ana kadar okuduğum eserleri arasından bir tanesi bile yoktur ki insanı hayata daha sıkı sarsın. II. Dünya Savaşı’nda Hitler’den dolayı umutsuzluğa kapılarak eşiyle beraber intihar eden Zweig’ın eserleri iç dünyasını çok iyi yansıtıyor. Zweig için de onu hayata bağlayacak bir bağın bulunmadığını kitaplarından çok iyi anlıyorsunuz.


Zweig’ın eserlerinden, Zweig’a dair, bir bedene sahip olup aramızda yaşadığını değil de, hapsolmuş mahkum bir zihnin yardım çığlıklarını işitiyorsunuz. Bu her ne kadar bana kalp kırıcı gelse de, işin trajik yanı bu kadar bohem bir duygu-düşünce dünyası olmasa bu kadar güzel eserleri şuan okuyor olmazdık gibi. Biliyorum çok bencilce bir yorum ama Stefan Zweig ve onun gibi bir çok yazar, yazmak, incelemek ve izlemek yerine yaşamayı seçseydi çok farklı bir dünyaya uyanmış olabilirdik.



Stefan Zweig Bir Çöküşün Öyküsü konusu, özeti, analizi, eleştirisi kitap önerisi

Stefan Zweig Bir Çöküşün Öyküsü'ne Dair


Stefan Zweig'tan Bir Çöküşün Öyküsü 42 sayfa olup Modern Klasikler arasındadır.


Bir Çöküşün Öyküsü Konusu ve Analizi

Bir Çöküşün Öyküsü , XV. Louis Dönemi’nde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadın olan Madame de Prie’nin gerçek yaşamından kurgulanmış bir eserdir. Sahip olduğu tüm gücü kralın gözünden düştüğü gün kaybedip sürgüne gönderilen Madame de Prie’nin sürgündeki hayatı anlatılır. Madame de Prie’nin hayatına renk katan tüm detayların sürgüne gönderilmesiyle yok olması, O’nu kendisiyle baş başa kalmaya mecbur bırakır.

Bu kadar zaman boyunca hayatında yalnızlığı tatmamış bir insan, kendine iç görüyle bakma fırsatı da bulamamıştır. İnsanın yalnızlıkla gelen tek dost ya da düşman olan kendisiyle anlaşabilmesi, başa çıkabilmesi zor olur.

Bir Çöküşün Öyküsü mü?

Bir çöküşün Öyküsü, bir çöküşten ziyade; kendini bulmaya zorlanıp bulduğundan memnun kalmayan ve bununla ne yapacağını bilmeyen bir kadının öyküsü. Bir çöküşten ziyade kendini keşfetme öyküsü yani. Bir kahve eşliğinde hiç sıkılmadan bitirebileceğiniz bu kitaptan birkaç alıntıyı da buraya bırakıyorum.



“Maske taşımayı ve rol yapmayı kendine öylesine belletmişti ki, kendi yalanıyla gerçekten sakinleşti, sarsılarak ilerleyen arabada çok geçmeden rahat bir uykuya daldı...


“Soğuktan tir tir titreyen kadın evin bütün ışıklarını yaktırdı. Bir odada kalmaya çalışıyor, ama bir şey onu arkasından sürekli itiyor, o da sanki huzur bulacakmış gibi bir odadan diğerine kaçıyordu. Gelgelelim, burada yıllardır egemen olan ve yerinden edilmek istemeyen sessizliğin görünmez duvarına tosluyordu her yerde. Mumlar bile bunu duyumsar gibiydi; usulca cızırdıyor, sıcak damlalarını göz yaşı gibi akıtıyorlardı.”

“Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı.




24 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör