Hayalleriniz Gerçekten Size Ait Olmayabilir : Üniversite Tercihi Yapacaklara Tavsiyeler

Bu hafta olan üniversite sınavına girenler, bu sınavın ömürleri boyunca belki de karşılaştıkları en hayati dönemeçlerden biri olduğuna inanıyorlar. Bu bakış açısı aslında hem doğru hem de değil. Çünkü bu dönemeçte verdiğiniz basit bir karar bundan sonraki hayatınızın en azından 5-10 yılını etkileyecek. Ama bu demek değildir ki yapacağınız tercihle beraber hayatınızda tüm yollar çizilmiş ve size sadece takip etmek kalıyor...


Eğer hayallerinizin ne olduğunu biliyorsanız, yapmak istediğiniz şey kafanızda çok netse çok şanslısınız bunu unutmayın! Ama geri kalan kesim içinse hayatınızın bu kadar erken bir döneminde böyle kararlar vermek, kim olduğunu, ne olmak istediğini çoktan keşfetmiş olmak zaten akıl alır gibi bir şey değil. Bu 18 yılda kimliğiniz zaten size ait değildi. Bunu şekillendiren çoğunlukla toplum ve ebeveynlerinizdi. Belki ergenliğe girdiğinizde kendiniz için bir yer açmaya çalıştınız. Ama her açıdan bağlı olduğunuz ebeveynleriniz içinizdeki o ateşi söndürdü bile. O yüzden şuan olmayı istediğiniz, olmayı düşlediğiniz, olmak için bu kadar çalıştığınız şey aslında ne kadarı sizin hayaliniz bunu sorgulamak lazım.


Hayalleriniz Size Ait Olmayabilir


Hayalleriniz size ait olmayabilir çünkü bu süreçte ebeveynleriniz, kendi içlerinde ukte kalmış olan hayalleri, kendi içlerinde yaşadıkları gerçekliği size pompalıyorlar. Ve bu öyle bir raddeye geliyor ki adeta onların sizin için seçtiği yolu tercih etmezseniz size olan sevgileri ve destekleri de orada bitecek. Üniversite okumasının önüne geçilmiş ve işsiz kalmış ya da okuyamadığı için daha düşük ücretle çalışan bir annenin gözünde tüm gerçeklik üniversite okuyanların daha iyi hayat şartlarında yaşadığı, daha çok para kazandığı gerçeği olabilir. Ya da çevresinde doktor, diş hekimi olanları görüp çok para kazandıklarını düşünen bir babaysa sizin doktor olmanızı isteyebilir. Ve çocukluğunuzdan beri bunu size pompalayabilir. Ya da toplum tarafından "Kadın için en iyi meslek öğretmenlik" , "devlete gir kurtulursun" "Sanatçı olup ne yapacaksın aç kalırsın!" gibi kendi hapsoldukları negatif gerçekliklerini size kanalize ederler. Bunun sonucunda çok yetenekli bir müzisyen olacak bir çocuk kendini tıp fakültesinde nefret ettiği dersler arasında bulabilir.

Tabii siz ne kadar yapmak istediğiniz arzuladığınız şeyleri ebeveynlerinizle paylaşırsanız paylaşın anlayacak birini bulamayabilirsiniz.


Farklı Zamanlar Farklı Kararlar


Bunları kendilerinden fedakarlık yaparak bizleri bugüne getiren ebevenylerimizi suçlamak için söylemiyorum. Sadece zaman onların gerçekliğinden çok daha hızlı akıyor ve dünya çok daha hızlı evriliyor. Onların zamanında her üniversite mezunu bir yerlerde işe girip çok paralar kazanabilirken, şu anda elinde diplomasıyla işsiz gezebiliyor. Böyle bir durumda sevmediğiniz bir bölüm okumaktansa değer vererek yapabileceğiniz ama ebeveynlerin gözünde sosyal statüsü daha düşük olan bir işi yapmak daha büyük bir anlam kazanıyor belki de.


Umarım tüm ebeveynler bu farkındalığı çocukları üzerinde bir travma bırakmadan fark edebilirler. Çocuklarınız için hayal ettiğiniz daha güvenli bir yol olabilir. Ama unutmayın ki bu yolda yürüyecek olan sadece ve sadece çocuğunuzun kendisidir. Bu yol ona acı veriyorsa, onu bu yolda tutabilmek için yıpratmak çok da doğru bir karar olmayabilir.


Sınava giren, kimliğini arayan gençler içinse; her ne kadar çok önemli bir tercih aşaması gibi görünse de emin olun yaşadığınız diğer günlerden hiçbir farkı yok. Yılın kalan 364 gününde almış olduğunuz basit kararlar kadar bile bir önemi yok. Çünkü insanın hayatında asıl büyük değişiklikler, gün içinde aldığı basit kararlarla şekillenir. Bugünden "kitap okuma alışkanlığı kazanmak" , "Yeni bir dil öğrenmek" "Sağlıklı beslenmek" gibi aldığınız kararlar günden güne etkisi çok hissedilmese de emin olun sizin seviyenizi, değerinizi belirlemekten çok ama çok uzak bir sınavdan daha değerlidir.

Girdiğiniz Sınav Sizin Değerinizi Belirlemez

Biliyorum çevrenizden aldığınız geri dönüşlerle, bu sınavın çok önemli olduğu ve elde ettiğiniz sonuca göre toplumda değerinizin belirleneceği gibi bir illüzyona kapılabilirsiniz. Unutmayın ki sizin değerinizi sizden başkası belirleyemez. Özellikle de sığ, vizyonsuz koca koca adamların bir odada oturup bu çocukların hayatını nasıl daha da zorlaştırabiliriz diye hazırladığı eğitim sistemi ve sınavlar asla...



Hayalleriniz Size Ait Olmayabilir- YKS TYT AYT sınavlarına giren gençlerin üniversite tercih döneminde ve sonrası için yaşayabileceklerine dair tavsiyeler


Tek Bir Seçeneğiniz Var Gibi Düşünmeyin!

Bir okula yerleştiniz diyelim. Belki sevdiğiniz, belki de nefret ettiğiniz ama devam etmek zorunda olduğunuz bir bölüm. Her türlü de sadece okuduğunuz bölümden ibaret bir hayatınız olmasın. Yeni deneyimlere açık olun. Hata yapmaktan korkmayın. Denediğiniz ama başarısız olduğunuz her türlü iş, hem özgeçmişinizde yer edinir, hem de sizi daha tecrübeli kılar. Hayata olan bakış açınızı değiştirir.



Okuduğunuz Bölüme Ya da Üniversiteye Bel Bağlamayın

Okula girdim bundan sonrası rahat diye düşünmeyin. Tabi bunu düşünmekte yanlış bir durum yok. Çok çalıştınız emek verdiniz biraz durup manzaranın keyfini çıkarmayı hak ediyorsunuz. Ama bu sırada dünya o kadar hızlı hareket ediyor ki. Dönüp devam etmeye çalıştığınızda yalın ayak kalmış olabilirsiniz.



Denemekten Çekinmeyin

Bu motivasyon sayfalarında bahsedilmeyen detaylardan biri de başarısız olmaktır galiba. Başarısızlığın insan ruhu üzerinde bıraktığı yıkıcı etkisi... Özellikle çok da destekleyici ve yol gösteren bir çevreniz yoksa. Her şeyi kendiniz kaza kaza öğrenmeniz, denemeniz gerekiyorsa...


İstediğiniz hedefe varmadan önce çok kez başarısız olacaksınız. Ama bu başarısızlıkların her daim size öğretmeye çalıştıkları bir şeyler vardır. Yürüdüğünüz yolda sizi bir sonraki durağa hazırlayan, belki de kendiniz olmadığınızı hatırlatan... Düştüğünüzde yürüdüğünüz yolun aslında size ait olmadığını başka birinin ayak izlerini izlediğinizi fark edebilirsiniz. O yüzden hata yapmaktan, başarısız olmaktan korkmayın; başarısızlıklara olan bakış açınızı değiştirin...



O yüzden kendi değerinizi her daim kendinizin belirlediği gerçeğini unutmayın. Bu dünyayı şekillendirecek yön verecek insanların sizler olduğunu da unutmayın. Bu dünyada atalarımız gibi öfke, kıskançlık ve hırsla verilmiş sığ kararlarla mı var olmak istersiniz yoksa sevgiyle ve hoşgörüyle mi?






9 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör